Seni yanarken izlemek zevk veriyor dedi ve gitti.

11 Mart 2011 Cuma

Yalan Mı Konuşuyorum Ben

Bugün tırnaklarımı yemedim , normalden fazla gülmedim , ders çalışmadım , hatırlamadığım yemekler yedim yok hayır tamam şimdi hatırladım. Felçli gibi hissediyorum kendimi sanırım bi kitap karakterinden özendim , evet felçli olmaya özenebilecek bi ruh halindeyim. Aslında buna benzer şeyler yapan insanlarla konuşursanız ortak noktalarının yalnızlık olduğunu öğrenirsiniz ama ben bu kelime sevmiyorum yüzleşemiyorum bi türlü ama sonuçta yalnızım. Etrafınızda her gün olan insanların şimdi olmadığında hissedebileceğiniz bi duygu olan yalnızlık değil bu bahsettiğim. Yüzünüzü yıkarken adını bilmediğiniz şeylere ihtiyaç duymanız, yüzünüzü kuruladıktan sonra ne yapacağınızı düşünmek yerine kendinizi ağlamamak için zor tuttuğunuz durumlarda hissedilen o duygudan o yalnızlıktan bahsediyorum ben.
Gün boyu aldığınız her nefesi hissedersiniz , vücudunuzda küçük küçük olur olmadık yerlerdeki o noktalar kaşınır , mideniz 2 katına çıkar içini nasıl dolduracağım diye uğraşırsınız bulduğunuz her şeyi uzun uzun çiğner sonra yutarsınız..
Her neyse benim bi kadınım vardı. Yalnız , aciz , muhtaç , aç hissetmemin nedeni de gerçekten artık onun olmayışı. En azından bunun bilincinde olmak güzel bi şey , güzel olan tek şey bu zaten. Ağlamak alışkanlık haline geldi , maç sırasında teriniz yerine göz yaşlarınızı silmeniz çok garip hissettiriyor. Küçükken ezberleyip sonra unuttuğunuz duaları alakasız yerlerde hatırlıyorsunuz , bunu unutmyım gece yatmadan bunu da okurum belki etkisi olur diye not alıyorsunuz kafanızda o düşünmekten arta kalan küçük yerlere. Bi etkisini şimdilik görmedim ben , bu dünyada değil sanırım şu öteki dünya diye bahsedilen yerde görmeyi umut ediyorum. Umut denilen küçük bi şey kalmış aslında , belki uğraşsam bunun gibi ufak ufak umutlar toplayabilirim. Kimin umurunda ben sadece ona ait umutların içinde yer almak istiyorum

22 Şubat 2011 Salı

Hardal

Sarıldığım vücutlar bedenime uymuyor , tam oturmuyor. 1 - 2 numara büyük ayakkabı gibiler. Öpüşmüyorum. Kadına dokunmuyorum. Onları anlıyamıyorum , farklarına varamıyorum. Kadın çok soyutlaştı , hayatımdaki o kadın gittikten sonra.
Kanser tedavisi gören bi anneyle , intihar eden bi abiyle , çaresiz bi babayla , terk edilen bi bedenle büyüdüm ben.
Annemin erkek arkadaşına salak yapardım , abim hiç olmamış gibi davranırdım , babam diye tabir ettiğim kişi çok sevdiğim bi amcaydı. Bana ait hiç bişey olmadı , beni sahiplenmeleri başka ama ben hiç birşeye sahip olamadım. Olmamam gerektiğini biliyordum. Sahip olmuş gibi davranıp , aslında bana ait olmadıklarını anladıkları günü bekleye bekleye büyüdüm ben.
Bugün uzun zamandır yapmadığım bişeyi yaptım. Uzun zamandır gözlerimin ıslandığının , ıslanabildiğinin farkında değilmişim. Hıçkırmak diye bişey varmış , özlemek acı verirmiş , kadın gerçekmiş , o kadın bana aitmiş. Ben gerçekten bişeylere aitmişim.
Ben kendimi buaralar sevmiyorum. Sadece onu seviyorum , onu gerçekten özledim. Bencillikten değil , kötü hissediyorum o gelirse iyi olurum diye değil , kendim için değil. Onun için de değil.
Karımı özledim , sevgilimi özledim , arkadaşımı özledim. Annemi özledim , kardeşimi özledim , çocukluğumu özledim. Onu özledim

20 Şubat 2011 Pazar

Piç mimar

Bomboş bi ev vardı bugün , içinde hiç birşey olmayanlardan değilde şu içinde olanların hiç bi anlamı olmayan evlerden biri. O evde uyandım , tek ben vardım. Ne olmasını bekliyodum ki sanki ?
Portekiz'de olabilirdim aslında , Porto'da.  Yanımda zevk almaya başladığım kitap olurdu , çantamın öngözünde eski sevgiliye ait dudaklarımın dudaklarında olduğu bikaç fotoğraf olurdu , çantam eski bi spor çantası olurdu. Şarj aleti olurdu içinde ama telefonum sadece müzik dinlemeye yarardı , kulaklıklarını kaybettiğim telefonumdan müzik dinlerdim. Evet bunu yapardım.
Bu şehire yeni gelmiş bi adamım ben , ismim cüzdanımda olan kimliğim üstündeki yazılışıyla okunuyor. Kutay diye , içinde şu bahsettiğim eski sevgilimin fotografları haricinde bikaç türk lirası banknotu var. Bide en son öldürdüğüm insanın imzasını taşıyan  küçük bi sayfaya yazılmış, şu üstünde çizgi film karakterleri olan not defterlerinden, bi mektup var. Ben bi katil olarak Porto'ya geldim bu sabah.

15 Şubat 2011 Salı

Othello sendromu başlangıcı

Nefes alıp verişi giderek artıyodu , elleri sırtımın en ücra köşelerinde bi kral tacına dokunuyodu. Parmak ucuyla bi haç çiziyodu sırtıma , dudakları boynumun özünü emmeye başlamıştı. Burnundan verdiği nefes rahatsız ediyodu sürekli aynı yere defalarca ve defalarca. Gözlerimi kaçırıyodum , hislerimi kaçırıyodum , nefesimi kaçırıyodum. Gerçeği , içimdekini anlamasın diye. Birşey konuşamıyodum , konuşursam herşey bozulur , gerçek olmayan bu hissin farkına varırız diye. Sustu , ağladı , avuçlarımda elleri vardı. Çırılçıplaktı tüm vücudu , tüm hisleri , bütün cümleleri çırılçıplaktı. Affetmem için yalvarır gibi bakıyodu , pişmandı çünkü. Bana dokunamadığı onca zaman için pişmandı. Acımıştı halime , içinde bulunduğum hayallere acımıştı. Onun ses tonunu duymadığım zamanlarda canım nasıl acıyosa , o da bana acımıştı. Zavallıymışım gibi bakıyodu gözlerime , en güzel gözyaşlarımı içime akıtır gibi bakıyodum onun gözlerine.

5 Şubat 2011 Cumartesi

İzmir diye bi şehir varmış. .

İlkokul sıralarını burda gördüm ben , arkadaş diye küçük insanlar vardı ben onların hepsiyle burda tanıştım.Öğretmen diye bişey varmış , futbol sokakta parklarda arkadaşlarla oynanan bişeymiş.İlkokul önlüğü varmış , öğretmene parmak kaldırmak varmış , ceza yemek , zillere basıp kaçmak , pokemon izlemek diye şeyler varmış burda.
Komşular varmış nadir rastlanan , karşı cins varmış , ergenlik varmış burda. Sünnet olmak erkek olmak varmış burda. Bakire kızlar varmış , yalanlar varmış , dayak yemek varmış , mezun olmak diye bişey varmış burda.
Lise varmış , aşk diye bişey varmış , aldatma , ağlama , utanma varmış burda.
Dostluk varmış , sarhoş olmak varmış , yeni yıla girmek varmış burda hemde defalarca.
Üniversiteyi kazanmak ama hala burda kalmak varmış
Yaz mevsimi varmış burda , gürültü varmış , şikayet eden komşular varmış.
Burda bi hayat varmış , burda yaşanmışlıklar varmış.
Aslına bakarsanız bunların hepsi herhangi bi şehirde herhangi bi insanın başına gelebilir.
İzmir'de olmasının bi önemi yoktur.
Sadece
Bi şehir yaşadığınız herşeye tanık olmuştur , bi şehir heranınızı sizinle yaşamıştır.
Bi şehir size sahip olmuştur.

4 Şubat 2011 Cuma

UZATMA KADIN

Önce paraları saycak birini. Sonra vücudunuzu uyuşturcak bişeyleri. . . 

Her şeyi yoluna koyarsınız , her şey o kadar düzgün ilerler ki sorun edebilceğiniz tek şey hala nefes alıyor olmanızdır.Önce onun sizi bulmasını beklediniz , içine işlediniz , içinize işlediğini sanmasını istediniz. Bu haz bu aldığınız haz müthiş zevkler verdi bedeninize , ruhunuza. 
Birbirinize hissettirebileceğiniz her duyguyu hissettirdiniz. Sonra karşısına geçip hıçkırdınız. Kendizini başka birine ait hissettiğinizi fısıldadınız kulağına.Onu bitirdiniz , körelttiniz , duygularını söküp çıkarttınız. Siz onun küçük vücudunu hiçe saydınız , denizin dibinde tuttuğu nefesi bile çok gördünüz. Boğdunuz . Gözyaşlarının akmasına bile izin vermediniz. Acı verdiniz ona evet sadece acı verdiniz. 
Umut diye sarıldığı küçük dokunuşlarınız vardı ona , mutluluk diye gülümsediği dudaklarınız vardı. Öpmesine izin verirdiniz , mutlu olmasına izin verirdiniz. 
Gözlerinizi kısardınız , normalden biraz daha derin nefes alırdınız , nefes alışınız bittiğinde dudaklarınızdan söylerken zevk almadığınız yalan cümleler çıkardı.Yalan söylemekten zevk almazdınız çünkü bu ona mutluluk verirdi.
Saygıya dair hiçbir şey bırakmadınız onda.

Hayal kurdurcak gerçekler bırakmadınız siz bana.